Kategori arşivi: MUTLULUK REHBERİ

MUTLULUĞA İMZA

 

cnrkitapfuarı

11 Mart 2016 (Bugün) İstanbul Yeşilköy’de yer alan CNR Kitap Fuarı’nda, Salon 1, Stand No: B07’de saat 14:00’de

 

10731092_721839851204729_5230306216137443150_n

Geçen yıl çıkan ve iç huzura kavuşma yollarının anlatıldığı, Özlem Süyev’in 7. kitabı, “Mutluluk Rehberi”nin (Kişisel Gelişim) imza günleri devam ediyor.

11 Mart 2016 (Bugün) İstanbul Yeşilköy’de yer alan CNR Kitap Fuarı’nda, Salon 1, Stand No: B07’de saat 14:00’de  gerçekleşecek imza gününe tüm okuyucular davetlidir. 10458845_682957785092936_4677097793652865638_n

MUTLULUK REHBERİ ARKA KAPAK YAZISI: Hayat bizlere, Yaradan tarafından sunulmuş muhteşem bir armağan.Unutma güzel insan, yaşadığın senin düşündüklerinin ve hissettiklerinin bir izdüşümü. Öyleyse, mutluluğu çağır hayatına, mutlu ol, mutlu kal, mutlu yaşa.Bu kitap sana, içsel huzur ve mutluluk için ışık olacaktır.

 

 

 

 

 

 

KADINLAR KAPANMAMALI, ERKEKLERİN BİLİNCİ AÇILMALI

ozlemsuyevyazdı

Zaman, hanım hanımcık olmak, ezilmek değil, gücünün farkına varan kadının hayatta hak ettiği yüceliklere çıkma zamanı.

57af54ba34ed7b5a4f601c32774b78a6

8 Mart,  seslerini duyurmak isterken çalıştıkları fabrikaya kilitlenip yakılan 129 dokuma işçisi kadının hiç susmayan çığlığı ve artlarından ağlayan  on binlerce kadının ağıtıdır.

1910’dan bu yana da “Kadınlar Günü”dür. Ben, emekçi, ya da çalışan kadınlar günü gibi bir ayrımı  saçma buluyorum. Çünkü, Dünya üzerinde yaşayan  kadınların çoğu, para kazandıracak bir iş yapsalar da yapmasalar da emekçidir.  Ailesinin bakımın üslenen her kadın gerçekte, ağır ve bir o kadar da değeri bilinmeyen, hakları gasp edilmiş bir işçidir.

Türkiye’deki  kadının konumuna ve feminist  harekete baktığımızda,  batıya dönük yüzünü her geçen gün biraz daha Ortadoğu’nun karanlığına çeviren  bir ülkede ne yazık ki, kadın hareketinin yeterli ivmeye erişemediğini görüyoruz. Günümüz Türkiye’sinde,  bir çok hak elde edilmiş gibi, kanunlar var-“mış” gibi görünse de kadınlar hala, kanun uygulayıcılar tarafından  mağdur edilebiliyor. Sadece kağıt üzerinde kalan koruma kararlarının ise bir caydırıcılık içermediği ortada. Dostlar iş başında görsün mantığıyla kadınlar, psikolojisi bozuk kişilerin şiddetinden korunamazlar. Üstelik bu kişilerin mahkemeye düzgün kıyafetle gelmeleri halinde, cezai indirim alabildiği akıllara ziyan bir ülkede yaşıyorsak.

Kadını mini etek giymesi, eve gelme saatinin geç olması, onlarca kişinin tecavüzüne uğrayan kız çocuğu için rızası vardı gibi  gibi abuk sabuk nedenlerle faillere ceza indirimlerinin uygulanması ise mevcut sistemin,  düşük bilincinin bir yansımasıdır.

İstatistiki verilere baktığımızda, 2015 yılı içerisinde öldürülen kadınların büyük çoğunluğunun eşleri tarafından öldürüldüğünü görüyoruz. Bu da demek oluyor ki, bu toplumun evlilikle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyacı var. Evlilik öncesi tarafların psikolojik analizlerinin yapılması evlilikle ilgili bir zorunluluk olmalı. Küçük yaşta kız çocuklarını evlendiren hatta bazı bölgelerde para karşılığı evlilik adı altında satanlara ise ağır cezai müeyyidelerin ciddiyetle uygulanması  Türkiye’de, kadına şiddetin bir ölçüde de önlenebilmesi için gereklidir.

cb35e901a584cf04cf4ddef040a950c8

Din başlığı altında yapılan  açıklamalarda da şiddet destekliyor. Kadını eğitmek amacıyla dövülebileceğini söyleyen gerici zihniyetler zaten kendini geliştirmeye pek de hevesi olmayan cahil kitleyi etki altına alıyor. Kadına şiddet bu tarz açıklamalarla adeta destekleniyor.

Oysa ki bu topraklar, Arap coğrafyasında değil. Burası, anaerkil sitemin baş tacı Anadolu toprakları. Kadının Ana Tanrıça olduğu dönemleri görmüş, kadınları baş tacı, hatta Han olarak ananların toprakları.

Gerçeğimiz uyanmak zorundayız. Bu uyanışı sağlamak ise kadınların işi.  Kadın, zekasıyla, yaratma yeteneğiyle, hayattaki başarılarıyla bir çok alanda  erkeklere fark atabilecek  nitelikte bir varlık.

Kadın, gücünü elinden almaya kalkanlara inat, kendini her alan da daha da fazla güçlendirmek için çaba harcamalı. Bedeninden, cinsel kimliğinden utanmamalı. Kadınlar kapanmamalı, erkelerin bilinçleri açılmalı. Hayatın tek yönünün seks olamadığını, kadının bir seks objesi olamayacağını erkekler anlamak istemese de kadınlar gerektiğin de yüzlerine haykırmalı. Kadın, kadın olmaktan ötürü, utanç veya eziklik değil, gurur duymalı. Zaman, hanım hanımcık olmak, ezilmek değil, gücünün farkına varan kadının hayatta hak ettiği yüceliklere çıkma zamanı.

ÇEMBERLER MUTLULUĞA DÖNÜYOR

ozlemsuyevyazdı

Her şey ne zaman başladı?… Bilinmez…. Sonsuzluğun derin karmaşası içinde devinip duran ruhlarda bir efkar…

Geldiğim yoldan ilerlediğim sonsuzluğun dev çemberi beni yine vardığım yere, yani başlangıca ulaştıracak. Biliyorum… Her şey başladığım noktaya, en arınmış, iyilik, güzellik, sevgi dolu öz halime dönebilmek için.

Anladığımı, anladığın noktadaysan komşu çemberin benzer bir noktasındayız demektir.

96f321993a43c3d40bd89f0b3721b225

Evrensel birliğe dönüyor çemberler… Kozmik sonsuzlukta, çember üzerinde yürümeye, ayakta kalmaya, düşmemeye direnen cambazlar gibiyiz. Oysa ki, bizleri düşsek bile şefkatle kaldıran, ilahi rehberlerimiz, meleklerimiz var. Dilersek düştüğümüz yerden kanatlanarak uçarız… Zirveler bizler için …

Bilinçaltı korkuların sarmaşıkları her yanımıza dolanmış… Korktuğumuz her şeyle yüzleşecek olacağımızı bilmenin korkusuyla, daha da sımsıkı bağlanırız bağımlılıklarımıza…
Bağımlılıklarımızla düşeriz hayatın uçurumlarına.

Düştüğümüz uçurumların tekinsizliğinde hep ararız güvenecek bir el… Güvensizliğin karanlıklarında koşar ruhumuz… Korku koridorundan çıkmanın tek yolu ise, evrendeki en güçlü duyguya yani sevgiye onları teslim etmek… Korkularımızın farkına vararak, onları sevgiye dönüştürmek hiç de zor değildir.

Çemberin sonuna geldiğimiz de,“başlangıcına” yani işte o zaman anlarız, Yaradan’ın bize en güzel hediyesi olan “hayat”ı, hiç paketini açmadan, gerçek anlamda tadına, mutluluğuna varmadan, bolluğundan, zenginliğinden yararlanmadan hep karanlık korku dolaplarında saklamışız… Sonra onu koyduğumuz yeri unutup çaresizce aramaya başlamışız…

77411d46f4c03190778f6a23c97df8d6Oysa ki mutluluk, hayat armağanımızın o sarılıp sarmalanan ve hiç açılmayan paketinin içinde, mutluluk, kahkahanın çalıştırdığı timus’da , sevdiğinin sımsıcak sarılışının sana şifa olup akmasında, güne, güneşe yüzünü sevgiyle çevirebilmekte ve güneşin tüm enerji merkezlerini aktive etmesini kabul etmekte, temiz havada alınan ve tüm akciğerimizi dolduran bol negatif iyonlu havada, alkali suyun vücuda sağladığı olumlu katkılarda, koşulsuzca sevmekte, içtenlikle affedebilmekte, daima olumlu düşünmekte ve hayata pozitif bakabilmekte, en önemlisi “an”ı yaşayabilmekte…

Unutma güzel insan, sen mutluysan tüm evren de mutlu… Çünkü yaşadığın, sadece senin gerçekliğinin bir izdüşümü… Öyleyse mutluluğu çağır hayatına, mutlu ol, mutlu kal, mutlu yaşa